"Basında Engelliler" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Televizyon programlarından dernek toplantılarına kadar çeşitli etkinliklerde sahne alan zihinsel engelliler gösteri orkestrası izleyenleri hayran bırakıyor.

Tamamen zihinsel engellilerden oluşan İSÖM Gösteri Sanatları Topluğu üyelerinden kimi Kafkas oyunları oynuyor kimi arya söylüyor. Mehteran, semazen, zeybek, modern dans, halk oyunları, sıra gecesi ise topluğun en çok rağbet gören gösterilerden. Türkiye’de neredeyse gitmedikleri yer kalmayan ekibe yurt dışından da büyük ilgi var. Dev orkestranın eğitmenlerinden İlter Burak Kalay, sanat eğitimiyle engellilerin kendilerine olan güveninin arttığına dikkat çekiyor. Kalay, “Sıkı bir eğitim alıyorlar. İçe kapanık birçok çocuk aldığı eğitimle bu huyundan kurtuldu” diyor.

Sahnede devleşen zihinsel engelliler, aylarca süren meşakkatli bir hazırlık sürecinden geçiyor. Bir engellinin sahneye hazırlanması en az 6 ay sürüyor. Gençler, okuma-yazma bilmedikleri için şarkılar sahneye çıkmadan önce yüzlerce kere tekrar ediliyor. İSÖM Gösteri Sanatları Topluluğu tamamen zihinsel engellilerden oluşuyor. İstanbul’daki İSÖM’e bağlı 20 merkezde 100′e yakın zihinsel engelli sanat eğitimi alıyor. Yeni şeyler öğrendikçe özgüvenleri artan engelliler artık kendi işlerini kendileri yapıyor. Müzik derslerine ilk başladığında anaokulu şarkılarını çekinerek söyleyen Neval Kahraman, şimdi yüzlerce şarkıyı ezbere biliyor. İSÖM’ün Rami Özürlüler Merkezi’nde eğitim gören Neval, son olarak Dünya Kadınlar Günü’nde Orhan Hakalmaz ile düet yaptı. Koray Ayan’ın saldırgan davranışları ise yerini sakinliğe bırakmış. Bulunduğu ortama ayak uydurabilen Koray, zeybek oynuyor, bazen de orkestrayı yönetiyor.

Topluluğun sahneye hazırlanması ise oldukça meşakkatli. 2005′ten beri İSÖM’de öğretmenlik yapan İlter Burak Kalay, “Zihinsel engelliler ama Allah vergisi bir müzik kulakları, ritim duyguları var. Onlarda cevher var biz de bulup işliyoruz.” diyor. İSÖM’deki derslere 2009′da başlayan Erkan Başyıldız da, “Hangi parçayı daha çok seviyorlarsa onu öğretiyoruz. Okuma-yazma problemi yaşandığı için devamlı tekrar yaptırıyoruz.” diye konuşuyor. Perde arkasında hiç kimsenin zorlanmadığını anlatan Başyıldız, gençlerin sahnede profesyonel sanatçı gibi davrandıklarını söylüyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Ömer Dinçer, engellilerin istihdamıyla ilgili düzenlemenin torba yasadan çıkarılmasıyla engelliler adına çok önemli bir fırsatın kaçırıldığını savundu. AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva ile şahsi bir problemi olmadığını belirten Dinçer, “Bunu bireysel bir husus olarak algılamak doğru değil” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’le AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva’yı karşı karşıya getiren engellilerin istihdamına ilişkin düzenleme, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden Torba Yasa Tasarısı’ndan çıkarıldı. Birden fazla iş yeri bulunan iş verenlerin çalıştırmakla yükümlü olduğu özürlü sayısının, iş yerlerindeki toplam işçi sayısına göre hesaplanmasını öngören düzenlemenin tasarıdan çıkartılmasını AK Parti’nin görme engelli Milletvekili Ayva, ‘Türk filmi
gibi. Mutlu sonla bitti’ sözleriyle değerlendirmişti.
Meclis’te gazetecilerin konuyla ilgili sorularını cevaplayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer, bu konunun üzerinde siyaset yapılan bir malzemeye dönüştüğünü belirterek, “Halbuki biz bunu aklı selimle çözmeliyiz. Meseleye soğukkanlılıkla bakmalıyız. Dolayısıyla amacımız özürlüye istihdam sağlamaksa o zaman özürlüye istihdamı nasıl artırırız diye konuşmalıyız. Eğer siz orada gerçeklikten koparak onun dışında bir konuşma yaparsanız o zaman sorunu tartışmış olmuyorsunuz. Başka bir şey yapmış
oluyorsunuz. O açıdan bakıldığında ben özürlüler adına çok önemli bir fırsatı kaçırdığımızı düşünüyorum” diye konuştu. ‘Bir burukluk var mı’ sorusu üzerine Dinçer, “Benim şahsi burukluğum değil bu. Biz bu memleketin sorununu çözmeye çalışıyoruz. Şahsi bir şey değil” diye konuştu.
‘Düzenlemenin tasarıdan çıkartılmasıyla özürlülere yeni iş imkanı kapısı kapandı mı’ sorusu üzerine Dinçer, mevcut kanunlarda öngörülen şartlarda engellilerin istihdamıyla ilgili gerekli tedbirleri almaya devam edeceklerini vurguladı.
Düzenlemenin tasarıdan çıkartılmasının ardından Lokman Ayva ile yaşadıkları duygusal anlara ilişkin soru üzerine Dinçer, bazı şeylerin konuşulmayacağını belirterek, Başbakanlık Müsteşarlığı döneminden itibaren engellilerin sosyal hayata katılmasıyla ilgili pek çok tedbirin arkasındaki insanlardan biri olduğunu dile getirdi. Dinçer şöyle konuştu:
“Siz özürlülerle ilgili sorunu çözmeye adım atıyorsunuz. Bu adımı attığınızda eğer haksız bir şekilde ayrımcılıkla itham edilirseniz üzülürsünüz. Normal şartlarda işin gerçeği konuşulmuş olsaydı, kamuoyu işin doğrusunu öğrenecekti. Siz bu düzenlemede hem özürlüler için yeni istihdam alanları yaratacaksınız, hem işadamlarının özürlü istihdamını kolaylaştıran tedbirler alacaksınız, hem de dışarıdan, birilerinin yanlış bilgilendirmesiyle ayrımcılık yaptığınıza dair bir suçlamaya maruz kalacaksınız. Bu çok
adil olmazdı zannediyorum.”
Çalışma Bakanı olmadan önce kamu idaresinde engelli kontenjanı açığının 42 bin civarında olduğunu hatırlatan Dinçer, göreve geldikten sonra ilk aldığı tedbirden birinin özürlü istihdamıyla ilgili olduğunu vurguladı. Özel sektöre gidip nasıl ‘niçin özürlü çalıştırmıyorsunuz’ diye soruluyorsa, kamu idarelerine de bu soruyu sormaya başladığını ifade eden Dinçer, 1.5 yıllık süre içinde yaklaşık 14 bin 500 kamu idaresinde özürlü istihdamını sağladıklarını anlattı. Sürecin hala devam ettiğini kaydeden Dinçer,
mevcut 28 bin kontenjanı doldurana kadar da bu işin takibini yapacağını ifade etti. Dinçer, “Mevcut tedbirleriniz özürlülerin istihdamını çözmüyorsa, geleceğe yönelik projeksiyonlarınız yetersizse yapmanız gereken nedir? Sadece günü değil, geleceğe yönelik de tedbir almalıyız. Bu düzenleme bu anlamda çok önemli bir adımdı. Ben, bu ülkenin geleceğe yönelik potansiyelini harekete geçirmek üzere bir adım atmaya çabalıyorum. Hayırlı olacağını da düşünüyorum” diye konuştu.
Dinçer, bu konuda Lokman Ayva ile görüşüp görüşmediklerinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Bizim Lokman Beyle tanışıklığımız milletvekilliğine dayanmaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde biz Lokman’la aynı yerde çalıştık. Bireysel bir husus olarak bunu algılamanız hiç doğru değil. Hem Lokman’ın, hem benim, bir milletvekilinin, bir Bakan’ın veya iktidar partisinin, muhalefet partisinin bu çabalarını eğer siz kişiselleştirirseniz soruna doğru bakmamış olursunuz. Biz bu ülkede varolan sorunları hep birlikte çözmeye, daha iyi çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bu arada tabi ki birbirimizden farklı
düşüneceğiz. O açıdan bakıldığında asla benim şahsi bir şeyim olmaz. Lokman, defalarca bunun şahsi olmadığını ifade etti. Biz birbirimizi seviyoruz dedim. Birbirimize bu kadar nazlanabiliriz. Siz o kadarına kafa yormayın. Ben ayrımcılığa yönelik eleştirileri haksız gördüm. Bu haksızlığa tepki gösterdim.”
Dinçer, ‘Düzenlemenin tasarıdan tamamen çıkartılması gerekiyor muydu’ sorusuna, “Gerekiyordu evet. Bu kanun terazinin bir kefesinde işadamlarına yeni mükellefiyetler yüklüyordu, öbür kefesinde ise onların işini kolaylaştıran düzenlemeler vardı. Eğer işin kolaylaştıran kısmını kanundan çıkarıp mükellefiyet getiren kısmını koysaydık bu kez de sektöre bir haksızlık yapılmış olacaktı. Bu haksızlık, işadamının kaldıramayacağı bir haksızlık olabilirdi. O nedenle bu maddenin tümüyle çekilmesini talep eden de
ben oldum” karşılığını verdi.
Bakan Dinçer, bir soru üzerine komisyonda slikozis hastası işçilerle ilgili yapılan düzenleme hakkında da bilgi verdi. Slikozis hastalarıyla ilgili bir düzenlemenin, bu hastaların sorunun çözecek bir düzenleme olduğunu ifade eden Dinçer, Türkiye’deki slikozis hastalarının, bu düzenlemeyle sorunları çözülen hastalardan ibaret olmadığını, Türkiye’de daha fazla sayıda slikozis hastası bulunduğunu belirtti. Kayıtlı çalışan işçilerin slikozis hastalığına maruz kaldıklarında zaten hukuken malulen emekli olma
hakkına sahip olduklarını hatırlatan Dinçer şöyle konuştu:
“Kot kumlama işinde, maden ocaklarında, cam sektöründe slikozis hastalığı, meslek hastalığı olarak ortaya çıkabiliyor. Bu arkadaşlarımızın sorunu ise vaktiyle kayıt dışı çalışmalarından kaynaklanıyor. Kayıt dışı çalıştılar, herhangi bir sosyal güvenliğe tabi tutulmadılar, belki o dönemde hastalanacaklarını düşünmedikleri için kayıt dışı çalışmaya razı da oldular. Daha sonra bunlar mahkemeye müracaat etseler bile çalıştıklarını ispat edemedikleri için emekli olma hakkına da sahip olamadılar. Burada çok
önemli bir düzenleme yapıldı. Mevcut slikozis hastalarının hastalıklarını, çalıştıklarına karine olarak kabul ettik. Sonra da onun üzerinden onlara bir sosyal güvenlik hakkı verdik. Slikozis hastalığını da 3 kategoriye ayırdık. Yüzde 40-60 arasında olanlara 430 lira, yüzde 60 ile 80 arasında olanlara 500 lira, daha yukarısında olanlara ise 600 lira civarında maaş bağlanacak. Düzenli olarak bu maaşı alacaklar. Vefat ederlerse eşleri ve çocukları bu maaşı almaya devam edecekler. Ülkemizde çok müzminleşmiş
bir sorunu çözdük. Mevcut hastalar 3 ay içinde bize rahatlıkla müracaat edebilirler.”

Trabzon’da görme engellilerin üretim hayatına katılmalarını sağlamak amacıyla düzenlenen ‘Görme Engelliler Ekolojik Çanta Üretimi’ projesi kapsamında 15 engelli, ekolojik çanta üreterek doğanın korunmasına destek verecek.

Anadolu Görme Engelliler Derneği, Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği ile İŞKUR İl Müdürlüğünün ortaklığıyla hazırlanan projenin Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulunda düzenlenen tanıtım törenine, Vali Recep Kızılcık, Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Turan, Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı, İŞKUR Trabzon İl Müdürü Mustafa Bahadır, Çevre ve Orman İl Müdürü Fahrettin Ulu ile çok sayıda davetli ve kursiyer katıldı.

Vali Kızılcık, burada yaptığı konuşmada, projeyi hazırlayan kurum, kuruluş ve yetkilileri, güzel ve cesaretli adımlarından dolayı tebrik etti.

Engellilerin de en az engelsizler kadar sosyal yaşama ve üretim hayatına katılma hakları olduğunu belirten Kızılcık, ‘Engellilerimiz, ‘acınarak bakılacak değil, toplumda hak ettiğimiz yer, fırsatlar bize verildiğinde kendimizi ifade etme ve üretme hakkını elde etmek istiyoruz’ diyorlar. Engellilerimiz bu projeyle, dünyanın şu anda yüz yüze olduğu temel problemlerin çözümüne dikkati çekiyorlar’ dedi.

Trabzon’da tüm toplum kesimlerinin çevreye daha duyarlı olması için çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü vurgulayan Kızılcık, ‘Çevremizi gelecek nesillerden emanet aldığımız ve onlara en iyi şekilde teslim edeceğimiz gözüyle bakıp, onu koruyabilmek için çok önemli çalışmalar başlatıldı. Sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörün ve kamunun ortaklaşa uygulamaları ile önemli bir safhaya geldiğimizi de memnuniyetle ifade etmek istiyorum’ diye konuştu.

Vali Kızılcık, engelli vatandaşların ürettiği çevreye uyumlu çantalar marifetiyle hem engelli vatandaşların toplumsal yaşama ve üretim hayatına daha fazla katılmalarının sağlanacağını hem de çevrenin daha az kirleneceğini kaydetti.

- ‘ACINASI BİR TABLO DEĞİL, ALKIŞLANILASI BİR TABLO OLACAK’-

Görme Engelliler Ekolojik Çanta Üretimi Projesi Koordinatörü Yusuf Şafak da kurstan 3′ü işitme, 12′si görme engelli olmak üzere 15 engellinin faydalanacağını belirtti.

Hem dezavantajlı gruplar hem de çevreye katkısı açısından projenin önemli olduğuna dikkati çeken Şafak, ‘Çevre dostu ekolojik çanta kullanımı yaygın hale getirilmeli ve tüketiciler bu konuda bilinçlendirilmelidir. Bu amaçla insan ve çevre eksenli projemize destek verilmesini istiyoruz’ dedi.

Şafak, engellilerin üretime direkt katılmak istediklerine değinerek, ‘Toplumumuzda maalesef engellilerle ilgili acıma gibi çeşitli davranışlar yaygın. Artık bu tutumdan vazgeçilmeli. Bu tablo acınası bir tablo değil, alkışlanılası bir tablo olacaktır’ diye konuştu.

Konuşmaların ardından Vali Kızılcık ve diğer davetliler, işitme ve görme engellilerin bulunduğu üretim yapılan atölyeyi ziyaret etti. Vali Kızılcık, kursiyerlerle bir süre sohbet ederek, bu tür projelere ilişkin isteklerini dinledi.

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a, boş olan özürlü kadrolarını soran CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, “Hükümet bu senenin engelliler yılı olduğunu belirterek kamudaki açık kadroların tamamının doldurulacağını belirtmesine rağmen kamu kurumlarının engelli kadrolarında bulunan 38 bin kişilik açık hala kapatılmamış durumdadır” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, TBMM Başkanlığı’na, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

-”38 BİN KİŞİLİK AÇIK KAPATILMADI”-

Kamu kurumlarının özürlü kadrolarında bulunan 38 bin kişilik açığın hala kapatılamadığına dikkat çeken Ayhan, “Hükümet, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na bu yıl 9 milyon 622 bin TL bütçe ayırırken diğer başkanlıklara ayrılan bütçe ile arasındaki fark açıkça görülmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı’na 3 milyar 178 milyon TL, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na ise 14 milyon 666 bin TL bütçe ayrılması uygun görülmüştür” dedi.

Özürlülerin sorunlarını Meclis’e taşıyan CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a, şu soruları sordu:

“Engelli vatandaşlarımızın istihdamı, yaşamı, ulaşımı ve eğitimini kolaylaştırmak amacıyla hükümetimizin ileriye yönelik planları var mıdır, varsa bu planlar nelerdir?

Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na ayrılan bütçe miktarına karar verilirken göz önünde bulundurulan etkenler nelerdir?

Engelli vatandaşların günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı hizmetlerin sunulması ve istihdamlarını sağlamak devletin hizmetleri arasındaysa ayrılan bütçe bu hizmetler için yeterli midir?

Açık kadroların doldurulamama sebepleri arasında engelli vatandaşlarımızın eğitim seviyelerinin yetersiz görülmesi dışında başka etkenler var mıdır?

Eğitim seviyelerinin yetersiz olduğu belirtilen engelli vatandaşlarımızın okullaşmalarını kolaylaştırıcı ayrıcalıklar sunulmakta mıdır?

Engelli vatandaşlarımızın eğitim seviyesi yetersiz görülüyorsa onlara iş sürecinde gerekli donanımı kazandıracak eğitimlerin verilmesi üzerine bir çalışma var mıdır?” (ANKA)

Bursa Nilüfer Kent Konseyi kadın meclisi üyeleri tarafından oluşturulan ‘El-İzi Gönüllü Sanat Atölyesi’ yeni dönem kurs kayıtlarına başladı.

El becerilerini geliştirmek isteyen Nilüferlilere; mefruşat, sabundan meyve yapımı, resim, dikiş, atık malzemeleri hediyelik eşyaya dönüştürme, keçe, kurdele ve ahşap boyama gibi alanlarda verilen kurslar başlıyor. Kurslarda gönüllü olarak eğitmenlik yapan kadınlar, bu çalışmalarda yapılan ürünleri kermeslerde satışa sunarak, elde ettikleri gelirle de engelliler ve şiddet gören kadınlara yardım için fon oluşturuyor.

Haftanın iki günü Nilüfer Belediyesi’nin Ataevler Ata Çarşı’daki atölyesinde verilecek kurslarda; Hatice Yavaş, Sema Tukamak, Güner Taşçı, Demet Erdinç, Hülya Yeğin, Nebahat Ulugül ve Türkan Şen öğreticilik yapacak. Kursları yeni katılımlara açan Kadın Meclisi üyeleri, tüm kadınları bu çabaya destek vermeye çağırdı.

Türkiye Sakatlar Derneği Samsun Şubesi, Almanya ve Hollanda’dan Getirilen Biri Akülü Olmak Üzere Toplam 7 Adet Tekerlekli Sandalyeyi İhtiyaç Sahibi Engellilere Dağıttı 
 

Türkiye Sakatlar Derneği Samsun Şubesi, Almanya ve Hollanda’dan getirilen biri akülü olmak üzere toplam 7 adet tekerlekli sandalyeyi ihtiyaç sahibi engellilere dağıttı.

Kurban Bayramı öncesi dernek binasında gerçekleştirilen dağıtımda 7 engelli tekerlekli sandalye sahibi oldu.

Sakatlar Derneği Samsun Şubesi Başkanı Yakup Beyazer, tekerlekli sandalye ihtiyaçlarının fazla olduğunu belirterek, onun için bir yandan da pet şişe kapakları toplama kampanyası yürüttüklerini söyledi.

Toplanan kapakları bir hurdacıya satacaklarını belirten Beyazer, ‘Buradan elde edilecek gelirle ihtiyaç sahipleri için tekerlekli sandalye alacağız. Bunun yanı sıra derneğimiz üyelerine toplu konut yapılması için imza kampanyası başlattık. Bu imzalar da TOKİ’ye gönderilecek. Derneğimizin toplam bin 490 üyesi bulunmaktadır. Üyelerimize hem ev hem de tekerlekli sandalye alımı yapabilmek için mücadele ediyoruz’ dedi.

Tekerlekli sandalyelerine kavuşan engelliler ise bayram öncesi yapılan dağıtımın kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

Bayram Öncesi, engelli ve ailelerini sevindirmek amacıyla yapılan giyim yardımı engelli vatandaşları ve ailelerini sevindirdi.
Bayram Öncesi, engelli ve ailelerini sevindirmek amacıyla yapılan giyim yardımı engelli vatandaşları ve ailelerini sevindirdi. Yaklaşık 200 ihtiyaç sahibi engelli vatandaşa giyim yardımı yapan Damla Öz gereksinimliler derneği bu tür yardımların engelli vatandaşlara büyük bir pozitif destek olduğunu belirtiler.Yardım ile ilgili olarak açıklama yapan Damla Öz gereksinimliler Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Efe Akdoğan; “ Damla Özgereksinimliler derneği olarak 4. yılımızda engelli kardeşlerimize yardım etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Daha önceki dönemlerde de engelli kardeşlerimize birçok yardımda bulunduk. Bayram Öncesi engelli kardeşlerime giyim yardımı yapıyoruz. Özellikle ilçe engelli kardeşlerimizin sorunlarını çözme noktasında birçok çalışmamız oldu. İnşallah bu çalışmalarımız devam edecektir.”dedi.Yardım alan engelli vatandaşlar ise; Derneğimiz bize her konuda yardımcı olmaktadır. Bayram öncesi bizleri ve çocuklarımızı böyle sevindirdiklerinden dolayı kendilerinden Allah Razı olsun” dediler.(uRFAha)

Her bir işlem için ayrı ayrı engelli raporu, dün başlayan çalışma ile Çorum’da tarihe karışacak.

Vali Nurullah Çakır’ın gayretleriyle Çorum’da hayata geçecek olan proje ile, engelli vatandaşların işlemleri bundan böyle çileye dönüşmeden, hastane kuyruklarında her bir işlem için ayrı rapor alma saçmalığından kurtulacak. Vali Çakır, “Bu sürece tüm kurumlarımız elinden gelen katkıyı verecek ve engelli vatandaşlarımızın hayatı daha da kolaylaşmış olacak.” dedi.

Başbakanlık Özürlüler İdare Başkanılğı’ndan gelen uzmanlarca Ulusal Özürlüler Veri Tabanı Projesi’nin tanıtımının yapıldığı toplantıya katılan Vali Nurullah Çakır, toplantının açılış konuşmasında, kurumlar kadar vatandaşlara da büyük görevlerdüştüğünü hatırlatarak, kimsenin özürlü yakınından utanmaması gerektiğini, sistem içerisine tüm engellilerin katılımının sağlanması için topyekün bir çalışma ortaya konmasını istedi. İlki Karabük’te başarıyla uygulanan çalışmanın Çorum’da da uygulanıyor olmasının önemli bir adım olduğuna vurgu yapan Vali Çakır, “’Vatandaşlarımız, ailelerinde ya da yakın çevrelerinde özürlü varsa bunu söylemekten utanıyor. Aile hekimlerimiz evlere giderek bu özürlü insanlarımızı tespit edecek.

Sağlık raporu olanlar zaten kayıt altında. Amaç sağlık raporu olmayanların rapor almasını ve özürlülükle ilgili bilgilerinin kayıt altına alınarak güncel kalmasını sağlamak. Projeyle özürlülerin devletin kendileri için sağladığı haklardan haberdar olmalarını amaçlıyoruz. Önceliğimiz, günü kurtarmalarını sağlamak değil, ilerde istihdamda yer almalarına da yardımcı olmak.” diye konuştu. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı uzmanlarından Dr. Tuğçe Çerezci de yaptığı sunumda, proje için çok sayıda kurumla işbirliği halinde olduklarını, Çorum’dan girilecek verilerin, ”Ulusal Özürlüler Veri Tabanında” kayıt altına alınacağını belirtti. Projenin hayata geçmesiyle birlikte, güncel bilgilerine ulaşılabilen özürlü vatandaşların sosyal hayata katılımlarını sağlamanın dahakolay olacağının altını çizen Çerezci, “Sahip olduğu hakları bilmeyen özürlülerimize bilgi notları dağıtacağız. Hastanelerde ya da valilikte özürlü birimleri oluşturulacak. Rapor almak isteyen özürlü vatandaşların rapor alma sürecinin kolaylaştırılması sağlanacak.” diye sözlerini sürdürdü.

Referandumda oy kullanmak için sandık başına giden engelliler, güçlüklerle karşılaştılar…

Engelli ve yaşlılar, ülke genelinde oy kullanmakta güçlük çekti.

Pendik’te ilçe seçim kurulunun yeterli tedbirleri almaması nedeniyle engelli ve yaşlı vatandaşlar zor anlar yaşadı. Tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak yaşayan vatandaş ile merdiven çıkamayacak derecede yaşlı bir kadın, uzun süren bekleyişin ardından oylarını kullanabildi.

Kaynarca Şevket Sabancı Lisesi’nde meydana gelen olayda sabah saatlerinde oyunu kullanmak için okula gelen Sadi Aktaş isimli engelli vatandaş, oy kullanacağı sandığın üst katlarda bulunduğunu öğrenince durumu okuldaki yetkililere bildirdi. Ancak bir süre bekletilen Aktaş’a okuldaki yetkililer oyunu sandığın bulunduğu üst kata çıkarak kullanabileceğini başka türlü oy kullanmasının mümkün olmayacağını söyledi.

Oyunu kullanmakta ısrar eden Aktaş geri dönerek Yüksek Seçim Kurulu’nun engelliler ve yaşlı vatandaşların oy kullanabilmeleri konusunda resmi gazetede yayınladığı kararı da alarak tekrar okula gitti. Okul sorumlularına elindeki kararı gösteren Aktaş, kendisine gereken kolaylığın gösterilmesi için tekrar talepte bulundu. Bu sırada oyunu kullanmak için okula eşi ile birlikte gelen 79 yaşındaki Emine Seymen de oy kullanacağı sandığın üst katta olduğunu öğrenince beklemeye başladı.

Bacaklarındaki rahatsızlıktan dolayı merdiven çıkamadığını söyleyen ancak oyunu da her vatandaş gibi kullanmak istediğini belirten yaşlı kadın yetkililerin gerekli tedbirleri almalarını istedi. Önce engelli ve merdiven çıkamayacak kadar yaşlı insanların sandık başına kadar gelmeleri konusunda ısrar eden bina sorumlusu, ilçe seçim kurulu başkanı ile yaptığı telefon görüşmelerinin ardından üst katlara çıkamayan vatandaşların da oy kullanabilmesi için harekete geçti.

Engelli vatandaş Sadi Aktaş ve merdiven çıkamayan Emine Seymen’in oy pusulalarını sandık başkanı ve diğer görevliler nezdinde alan bina sorumlusu vatandaşların giriş katta oy kullanmalarına onay verdi.

Konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sadi Aktaş, sabah saatlerinde oy kullanmak için okula geldiğinde oyunu kullanması gereken sandığın üst katta bulunduğunu ancak kendisinin üst kata çıkamayacağı için durumu yetkililere bildirmesine ve Yüksek Seçim Kurulu’nun ‘Engelli ve yaşlı’ vatandaşların da rahatça oy kullanabilmeleri için gereken kolaylığın gösterilmesi yönündeki kararına rağmen buna uyulmadığını söyledi. Duruma tepki gösteren vatandaşlar da, çıkartılan karara rağmen gereken kolaylığın gösterilmemesine bir anlam veremediklerini ifade ettiler.

Uzun süren çabası sonucu oyunu kullanmaktan mutlu olduğu gözlenen Aktaş, Okul müdürü ve sandık başkanının eşliğinde oy pusulasının alt kata indirilmesi sonucu oyunu kullanabildiğini kaydetti.

Amasya’da referandumda oy kullanmak isteyen bedensel engelli vatandaş oy kullanacağı salona ulaşmak için merdiven engeli ile karşılaşınca zor anlar yaşadı.

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne oy kullanmak için gelen bedensel engelli Tuncer Çakır (43), binaya girmek için engelli geçişi olmaması nedeniyle ilk engelle karşılaştı.

Daha sonra oy vereceği salonun alt katta bulunduğunu öğrenen Çakır, tekerlekli sandalyesi ile merdivenlerden inemeyeceğini belirterek, engelli vatandaşların düşünülmemesine tepki gösterdi.

Her seçim döneminde bu tür sıkıntılar yaşadığını anlatan Çakır, vatandaşların yardımıyla bir sandalyeye oturtularak aşağı indirildi. Burada 126 nolu sandıkta oyunu kullanan Çakır, ”Oy kullanmayarak tepkimi dile getirecektim. Bana vatandaşlar yardımcı olunca fikrimi değiştirdim. Söyleyecek bir şey yok her şey ortada. Her seçimde bunları yaşıyoruz. Gelecek seçimde engellilerin bu tür durumlara düşmemesi için yetkililerin önlem almasını istiyoruz” diye konuştu.

Nazilli’de devam eden referandum oylamasında sandıkların bulunduğu bazı okullarda engelli rampaları ve asansörlerin olmaması engelli ve yaşlı vatandaşlara zor anlar yaşattı.

Nazilli’de engelli rampaları ve asansörü olmayan Aydoğdu İlköğretim Okulu’nun 2. ve 3. katındaki sandıklarda oy kullanacak olan engelliler görevliler tarafından tekerlekli sandalyeleriyle çıkarılırken, 65 yaş üzeri yaşlılar ise eşlerine destek vererek merdivenlerden çıkarak güçlükle oyunu kullandı. Yaşlı ve engelli vatandaşların vatandaşlık görevini zorlukla ifa ettiğini söyleyen seçmenler, ‘Gelecek seçimlerde aynı sorunların yaşanmamasını istiyoruz. Engelli, 65 yaş üzeri ve hastaların zemin katlarda kullanmalarına olanak sağlanmalıdır. Gençlerin çoğu 1. katlarda kullanıyor bunun neresi adalet. Bizleri de düşünün, biz görevimizi yerine getirelim diye geldik ama yetkililer görevlerini yerine getirmedi’ diyerek sitemde bulundular.

Kemik erimesi ve tansiyon hastalığı olduğunu belirten 75 yaşındaki Aynur Akal ise, ‘Kemik erimesi hastalığı var çok zor yürüyorum. Birde 3. kat verince ben nasıl çıkayım, nasıl ineyim. Ağrıdan 10 dakikadır ağlıyorum. Biz vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz diye bu eziyeti çekmek zorunda mıyız? Önümüzdeki seçimlerde en azından yaşlı ve engellileri düşünmelerini istiyoruz. Daha demin bir engelliyi görevliler tekerlekli sandalye ile 3. kata çıkardılar. Bu herkese eziyet. Yetkililerin önlem almasını istiyoruz’ dedi.

Sakarya’nın Hendek ilçesinde engelli vatandaşlar oy verirken zor anlar yaşadı. Sandıkların bulunduğu okulda engelli rampası ve asansörün olmaması sebebiyle engelliler, vatandaşların yardımıyla sandalyeyle taşınarak oylarını kullanabildi.

12 Eylül referandumu için Hendek Lisesi’ne oy kullanmaya gelen engelli vatandaşlar binanın yüksek katlarında kurulan sandıklar nedeniyle zor anlar yaşadı. Tekerlekli sandalye ile Hendek Lisesi 3.kat 1008 nolu sandıkta oy kullanacak olan bedensel engelli çift Esen ve Zerrin Gider, vatandaşların yardımı ile sandalyede taşınarak sandık başına götürüldü.

Oyunu kullandıktan sonra yine vatandaşlarca taşınarak aşağıya indirilen Zerrin Gider, vatandaşlık hakkını yerine getirdiği için mutlu olduğunu söyledi. Sandıkların seçilirken engellilerinde düşünülmesi gerektiğini kaydeden Gider; “Yetkililerimizden fiziki şartların uygun olduğu binalarda, zemin katlarda sandık kurmalarını istiyoruz. Artık günümüzde kimlik numaramızla kimin engelli olup olmadığı tespit edilebiliyor. Buna göre de önlem alarak duyarlı olmalarını istiyoruz. Her şeyi vatandaştan beklememek lazım. Bugün vatandaşlar yardım etmeseydi eşim ile oyumuzu kullanamadan geri dönecektim.” diye konuştu.

Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin (TOFD) gerek Türkiyede gerekse yurtdışında yaşayan, fiziksel ve toplumsal engellere rağmen mesleki yaşamını sürdürmekte olan medya çalışanlarını bir araya getirmek amacıyla gerçekleştirdiği etkinliğe seçkin ve alanında uzman medya çalışanlarının yanı sıra sivil toplum kuruluş yöneticileri, akademisyenler ve bürokratlar katılacak.

Türkiyeden Mehmet Ali Birand, Banu Güven, Celal Toprak, Çoşkun Aral gibi önemli gazetecilerin katılacağı konferansa, ayrıca Danimarka, İngiltere, ABD, Uganda, Fransa ve Yunanistandan medya mensupları konuşmacı olarak yer alacaklar.

Yabancı medya mensuplarından bir kaçı;

MIKKEL HOLMBACK – DANİMARKA- Glad TV Genel Müdürü
DanimarkaTV-Glad, Danimarka’da kurulmuş, dünyanın ilk engellilere ait şirketi ve televizyon istasyonudur.130 çalışanı ile Danimarka’ya yayılmış 4 ayrı departmandan oluşmaktadır.

FLORANCE ADONG – UGANDA – Aktivist Kadın Gazeteci

Ortopedik engelli ADONG, Uganda ve dünya da engelli sorunlarının çözümü ile ilgili yapmış olduğu çalışmalarla tanınıyor.

EMIL ERDTMAN – İSVEÇ- Gazeteci – Yazar

Gazeteci ve yazar, İsveç Engelliler Fede-rasyonunda medya üzerine çalışmaktadır.

Engellilerin sorunlarının çözümünde istenilen noktaya ulaşamadık

Gelişen insan hakları, uluslararası sözleşmeler ve teknoloji olanaklarına rağmen, engellilerin sorunlarının çözümünde ne yazık ki istenilen noktaya ulaşamadık.

Engelliler en temel gereksinimleri için bile halen mücadele vermek zorunda bırakılmaktadırlar. Birkaç örnek;

1) Eğitim: Okulların çoğu engellilerin kullanımına uygun değil. Ciddi ulaşım sorunları var.

2) Sağlık ve Bakım Hizmetleri: Ülkemizde rehabilitasyon hizmetleri yetersiz ve kurumlar arası koordinasyon geliştirilmemiş. Bu durum engellilerin yaşam kalitelerini olumsuz etkilemektedir.
3) Sosyal Yaşam: Mimari yapıların ve ulaşım koşullarının yetersizliği engellilerin sosyal yaşama tam ve etkin katılımının önündeki en önemli sorunlardan bazıları.

4) İş Hayatı: Eğitim olanaklarından yararlanamamaları meslek edinmelerini engellemekte dolayısıyla meslek sahibi olamamaktadırlar.

Ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon engelli vardır. Ailesini de kattığınızda ortalama 25-30 milyon insanımız zor koşullarda ve zor bir durumla mücadele etmek zorunda.

Engelli sorunlarının ve çözümlerinin toplumun gündemine taşınmasında medyanın gücü tartışılmaz bir gerçek. Buradan hareketle, medyanın bu alandaki önemi, yaşanan sorunlar tartışılacak. Etkinlikte, ulusal ve uluslararası engelli medya çalışanlarının sorunları, medyada engellilerle ilgili haberler ve nitelikleri, engellilerin medyada görünürlüğü ve sosyal yansımaları, tanıklılıklar, medyada istihdam vb. konularda bilgi paylaşımı ve çözüm önerileri geliştirilecek.