Yedi yaş altındaki çocukların genellikle migren ağrılarını tanımlayamadıklarını ve 10 yaşlarına doğru ise giderek bu ağrıları tanımlamaya başladıklarını aktaran Ertürk, baş ağrılarının 7 yaş öncesi görülme sıklığının yüzde 2,5, 7 yaş ile ergenlik arasında görülme sıklığı ise yüzde 5’ler civarında olduğunu bildirdi.

Ertürk şunları kaydetti ; “Bu yaşlarda yetişkinlerde olduğu gibi kadın ve erkek arasında fark görülmüyor. Çünkü genellikle bu yaşlarda kızlar henüz adet görmemiş oluyor. Migren damarsal baş ağrısıdır. Damarlardaki genişleme ve daralmalar migrenin zonklama tarzındaki ağrılarını tetiklemektedir. Tekrarlayıcı ağrılar ve aralarda ağrısız dönemler vardır. Ağrı başlamadan önce aura adı verilen ve ağrının başlayacağını gösteren belirtilerin olduğu bir dönem olabilir.

Aura esnasında çocuk dalgalanan çizgiler, parlak ışıklar, karanlık noktalar görebilir. Ancak bu aura dönemi bütün çocuklarda yoktur. Deride solukluk, aşırı yorgunluk, başın bir yanında veya alında zonklayıcı ağrı, karın ağrısı, kusma bulantı oluşur. Ruhsal durumunda değişiklikler, baş dönmesi, görme bulanıklığı, iştah artışı veya azalması eşlik edebilir. Migrenli çocukların yüzde 70-90’ının ailelerinde de migren şikayetleri vardır ve çocuğun kişilik yapısı migrenli olan ebeveynine çok benzemektedir”

Ertürk, özellikle 3-4 yaşındaki çocuklarda migrenin zor fark edildiğini vurguladı. Ertürk, “Migrenli bir çocuk atak geçiriyorsa oyun oynamak istemez, karanlık bir odada kalmak ister, bazen kusar ama uyuyup uyandığında normale döner. Burada yetişkinlerle en önemli fark çocukların daha kısa süreli ataklar geçirmesidir” dedi.