İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi kavramların yükselmesi ile günümüz dünyasında bireylerin hak ve hürriyetleri önemli ölçüde artmaktadır. Bu artıştan engelli insanlarımızda olumlu yönde yararlanmaktadır. Ülkemizde de engelli vatandaşlarımız için bir çok yasal düzenlemeler yapılmakta, çalışma hayatına aktif olarak katılmaları sağlanmakta, sportif faaliyetlerde milli takımlar seviyesinde aktiviteler düzenlenmekte, sosyal hayatta günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı çözümler üretilmektedir.

Bu uygulamalar her ne kadar sevindirici ve memnuniyet verici olsa da, tek başına yeterli olmamaktadır. Engelli vatandaşlarımızın kendilerini toplumun bir bütünü olarak görebilmeleri için öncelikle toplum olarak kafalardaki engelleri kaldırmamız gerekiyor. Toplumun yalnızca engelli olmayan insanlardan oluşmadığını benimsemek, engelli vatandaşlarımızında günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğuna inanarak ve onlarında içinde bulunduğu bir bütüne göre günlük yaşantımızı tasarlamak tüm engelleri ortadan kaldıracaktır.

Bu felsefeyle hareket ettiğimiz sürece hayat hepimiz için çok daha güzel ve çok daha yaşanabilir olacaktır. Unutmamalıyız ki engelli olmak bir suç, bir ayıp yada bir eksiklik değildir. Engelli olmayı bir gün hepimizin başına gelebilecek olası bir sonuç olarak görebilirsek, kısaca empati yaparak sadece kendimiz için değil onlar içinde yaşamayı öğrenmek inanın hiç de zor olmayacaktır. Yalnızca yasal ve sosyal iyileştirmeler ile engellilerin sorunlarına çözüm bulunduğunun düşünülmesi ve onların hayatının artık daha kolay olacağının varsayılması yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Eğitim kalitesini yükselterek engelli vatandaşlarımızın da toplumun normal bireyleri arasında yer aldığını çoğunluk olarak benimsemediğimiz sürece engelleri asla kaldıramayız.

kaynakca