Disleksi dediğimiz rahatsızlık öğrenme konusunda yetersiz kalma rahatsızlığı türlerinden biridir. Ne yazık ki kesin bir nedeni ve tedavisi yoktur. Çoğunlukla zekâsal, işitsel ve görsel bir sorunla beraber seyretmez fakat kişi harfleri ve durumları algılama konusunda tersten algılar.

Disleksi rahatsızlığının fark edilme safhası genel olarak okulun ilk başlama evrelerini kapsar. Bu evrede disleksi, ailelerin ve öğretmenlerin bilgi yetersizliği nedeniyle çoğunlukla zekâ geriliği sanılır fakat bununla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Yine de hem zeka geriliği hem de disleksinin bir arada bulunabileceği ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır.
Disleksi belirtileri nelerdir:

- Birbirine benzeyen bazı harf ve rakamların ters olarak algılanması (6 ile 9, b ile d)

-Bazı harf ve rakamların tersten okunması (18 yerine 81, za yerine az)

-Okuma yaparken sözcüklerin atlanarak okunması
-Yazım ve imla yanlışlarının çok olması
-Yazarken zorlanma
-Yön bulma ve zamanı anlama konusunda problem yaşama
-Bir okuma yaparken, seslendirmede problem yaşama

-Okuma esnasında bazı harflere yabancı kalma
-Seslendirmeyi doğru yapamama
-Hem ses hem de okunuş bakımından birbirine benzeyen kelimeleri ayıramama (az, uz, ez)
-Rakam, işaret ve harfleri ayırt etmede problem yaşama

Bu noktada tüm ebeveynlerimize tavsiyemiz; her tersten yazan ve yukarıda saydığımız problemleri yaşayan çocuk disleksi rahatsızlığından muzdarip değildir. Ayrıca bu rahatsızlığa sahip olan bireylerin mutlak surette özel ve eğitim almaları gerekmektedir. Disleksi olduğunu düşündüğünüz bir çocuğunuz varsa, onların birtakım testlerden geçmelerini sağlamalısınız. Bu testler; zekâ problemi testi, nöropsikolojik fonksiyonların yerinde olup olmadığına ilişkin testler gibi birçok testi içerir. Tüm bunların en kesin sonucunu psikologlara danışarak alabilir, tedavi ve eğitim için nasıl bir yol izleyeceğinizi sorabilirsiniz.

Benim içimi en fazla acıtan olaylardan biride zihinsel engelliler le alay edilmesidir. Bu duruma o kadar sık rastlıyoruz ki. neredeyse her yerde zihinsel engellilerle alay ediliyor. mahallenizde ki kahvede otururken kahvaneye bir zihinsel engelli gelir ve kahvehanedeki kişiler hem o kişiyle alay etmeye başlarlar. onu konuşturup gülmek onlara büyük bir zevk verir nedense. sadece toplumsal yaşamda değil TV filmlerinde de sık sık zihinsel engelli kişiler ti’ye alınarak alay edilir. Buda çok yanlış bir şey özellikle TV kanalları insanlar üzerinde çok etkili, ve TV kanallarının toplumsal sorumluluğu olmalıdır. Bu anlamda insanları yanlış yönlendirecek filmleri göstermekten kaçınmalıdırlar.

Zihinsel engelli kişiler kendilerini savunamayan kişilerdir. bu kişilerle alay edilmesi en hafif tabiriyle bir insanlık suçudur. Herkesin bu konuya gereken hassasiyeti göstermesi ve bir an önce bu insanlarla alay etmekten vaz geçmesi dileğiyle.

Türkiye temizlik sektöründe oldukça ilerlemiş durumda.Bu ilerleme tabi ki arz ve talep sayısına bağlı oranda büyüyor.Yapılacak işlemlerse çok basit olarak algılanmakta temizlik işinde.Ancak unutuluyor ki temizlik işi gerçekten çok zordur ve emek isteyen bir iştir.
Bununla birlikte temizlik işinin en zor yapıldığı bölgelerden bir tanesi.Kesinlikle
kocaeli temizlik firmalarıdır.Bu firmaların en büyük sıkıntıları makinelerin yoğun olarak çalıştığı sanayi bölgesin de üst düzey bir hizmet vermesi gerektiğidir.Hizmet kalitesinin önemsenmesi ise burada kişisel olarak değil kurumsal olarak çalışmalar yapılmasıdır.Kurumsal olarak yapılan çalışmalarda yaptığımız gözlemler neticesinde en iyi hizmet kalitesini veren kocaeli temizlik şirketi
arasında öne çıkan firma Ateş temizlik şirketidir. Ateş temizlik şirketi ilk olarak Aşkım Ateş tarafından Ankara bölgesinde açılmış sonrasın da ise Tekirdağ ve Kocaeli illerine uzanmış bir şirkettir.
Bu şirket zaman içinde yaptığı işler ve verdiği kaliteli hizmet karşısında pek çok fabrika, okul ve inşaat şirketi onlar ile çalışma kararı almış ve uzun süreli çalışma yaptırmışlardır.Hali hazırda pek çok ünlü fabrika firma inşaat sektörün deki yatırımcılar hala onlar ile çalışmaktadır.Ateş temizlik seçmek için pek çok nedeniniz var kocaeli temizlik şirketleri arasında en iyi firmadır..Bu sebeple onlar için burada övgü ile bahsetmekten gurur duyuyoruz.sizlerde hiç düşünmeden onlarla çalışmaya başlayabilirsiniz.

Kocaeli temizlik şirketi iletişim bilgileri
Tel: 0262 414 06 96
Cep:0554 430 93 53

Engellilerin çeşitli yasal hakları vardır. Bu haklar engellilerin yaşam standartlarını artırmak için sosyal devlet olmanın gereği olarak engellilere tanınmış haklardır.

Engellilere verilen hakları sırasıyla özet olarak anlatalım.

1: 2022 maaşı bu maaş sakatlık oranı %40 ve üzeri olan engellilere verilir. sakatlık oranı %40-69 arası olan engelliler 3 ayda 600 TL, sakatlık oranı %70 ve üzeri olanlar ise 3 ayda 900 TL alırlar.

2: Evde bakım ücreti bu maaş sakatlık oranı en az %51 sağlık raporunda ağır özürlüdür yazan ve ailede kişi başına düşen geliri 366 TL yi geçmeyen engellilere verilir. Maaş her ay bir asgari ücret düzeyinde ödenir. Evde bakım maaşını almak için SHÇ müdürlüğüne başvurmak gerekir.

3: Engellilerin emekliliği sakatlık oranı %40 ı geçen SSK, Bağ-Kur ve Emekli sandığı mensubu engellilere erken emeklilik hakkı tanınmıştır. Örneğin SSK mensubu sakatlığı olmayan bir kişi 25 Yılda emekli olurken sakatlık oranı %40 ı geçen bir engelli işe giriş tarihine göre 13-15 yılda emekli olabilmekteler. Aynı şekilde bağkur ve emekli sandığı engellilerden bu haktan yararlanıyor. Bunun dışında birde malulen emeklilik vardır. malulen emeklilik ise 10 yıl hizmet süresiyle emekli olunabiliyor.

4: H sınıfı ehliyet alanların raporlarında “özel donanımlı otomobil” kullanır ibaresi var ise ÖTV (özel tüketim vergisi) den muaf otomobil alabilirler. Yine sakatlık oranı %90 ı geçen kişilerin raporlarında özel donanımlı araç kullanır ibaresi olup olmadığına bakılmaksızın vergi istisnalı otomobil alabilirler..

Şimdilik aktaracaklarımız bukadar. hepinize sağlıklı günler dileriz.

Almanya’da yaşayan Meryem Naram ve Polis Memuru Matthias Boot çifti, Kurban Bayramı öncesinde Silifke Engelliler Derneği üyelerine gıda yardımında bulundu.
Dernek Başkanı Nurettin Ateş aracılığıyla alınan 30 kişilik gıda paketi, dernek binasında ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı.
Ateş, gıda yardımı dağıtımında yaptığı açıklamada, Meryem Naram ve Polis Memuru Matthias Boot çiftine bayram öncesinde yaptığı bu anlamlı yardımından dolayı teşekkür ettiğini kaydetti.
Maddi durumları iyi olmayan dernek üyelerinin bayram öncesinde aldıkları bu yardımla sevindiğini ifade eden Ateş, hayırseverlerin desteklerini beklediklerini kaydetti

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a, boş olan özürlü kadrolarını soran CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, “Hükümet bu senenin engelliler yılı olduğunu belirterek kamudaki açık kadroların tamamının doldurulacağını belirtmesine rağmen kamu kurumlarının engelli kadrolarında bulunan 38 bin kişilik açık hala kapatılmamış durumdadır” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, TBMM Başkanlığı’na, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

-”38 BİN KİŞİLİK AÇIK KAPATILMADI”-

Kamu kurumlarının özürlü kadrolarında bulunan 38 bin kişilik açığın hala kapatılamadığına dikkat çeken Ayhan, “Hükümet, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na bu yıl 9 milyon 622 bin TL bütçe ayırırken diğer başkanlıklara ayrılan bütçe ile arasındaki fark açıkça görülmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı’na 3 milyar 178 milyon TL, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na ise 14 milyon 666 bin TL bütçe ayrılması uygun görülmüştür” dedi.

Özürlülerin sorunlarını Meclis’e taşıyan CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a, şu soruları sordu:

“Engelli vatandaşlarımızın istihdamı, yaşamı, ulaşımı ve eğitimini kolaylaştırmak amacıyla hükümetimizin ileriye yönelik planları var mıdır, varsa bu planlar nelerdir?

Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na ayrılan bütçe miktarına karar verilirken göz önünde bulundurulan etkenler nelerdir?

Engelli vatandaşların günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı hizmetlerin sunulması ve istihdamlarını sağlamak devletin hizmetleri arasındaysa ayrılan bütçe bu hizmetler için yeterli midir?

Açık kadroların doldurulamama sebepleri arasında engelli vatandaşlarımızın eğitim seviyelerinin yetersiz görülmesi dışında başka etkenler var mıdır?

Eğitim seviyelerinin yetersiz olduğu belirtilen engelli vatandaşlarımızın okullaşmalarını kolaylaştırıcı ayrıcalıklar sunulmakta mıdır?

Engelli vatandaşlarımızın eğitim seviyesi yetersiz görülüyorsa onlara iş sürecinde gerekli donanımı kazandıracak eğitimlerin verilmesi üzerine bir çalışma var mıdır?” (ANKA)

Bursa Nilüfer Kent Konseyi kadın meclisi üyeleri tarafından oluşturulan ‘El-İzi Gönüllü Sanat Atölyesi’ yeni dönem kurs kayıtlarına başladı.

El becerilerini geliştirmek isteyen Nilüferlilere; mefruşat, sabundan meyve yapımı, resim, dikiş, atık malzemeleri hediyelik eşyaya dönüştürme, keçe, kurdele ve ahşap boyama gibi alanlarda verilen kurslar başlıyor. Kurslarda gönüllü olarak eğitmenlik yapan kadınlar, bu çalışmalarda yapılan ürünleri kermeslerde satışa sunarak, elde ettikleri gelirle de engelliler ve şiddet gören kadınlara yardım için fon oluşturuyor.

Haftanın iki günü Nilüfer Belediyesi’nin Ataevler Ata Çarşı’daki atölyesinde verilecek kurslarda; Hatice Yavaş, Sema Tukamak, Güner Taşçı, Demet Erdinç, Hülya Yeğin, Nebahat Ulugül ve Türkan Şen öğreticilik yapacak. Kursları yeni katılımlara açan Kadın Meclisi üyeleri, tüm kadınları bu çabaya destek vermeye çağırdı.

Türkiye Sakatlar Derneği Samsun Şubesi, Almanya ve Hollanda’dan Getirilen Biri Akülü Olmak Üzere Toplam 7 Adet Tekerlekli Sandalyeyi İhtiyaç Sahibi Engellilere Dağıttı 
 

Türkiye Sakatlar Derneği Samsun Şubesi, Almanya ve Hollanda’dan getirilen biri akülü olmak üzere toplam 7 adet tekerlekli sandalyeyi ihtiyaç sahibi engellilere dağıttı.

Kurban Bayramı öncesi dernek binasında gerçekleştirilen dağıtımda 7 engelli tekerlekli sandalye sahibi oldu.

Sakatlar Derneği Samsun Şubesi Başkanı Yakup Beyazer, tekerlekli sandalye ihtiyaçlarının fazla olduğunu belirterek, onun için bir yandan da pet şişe kapakları toplama kampanyası yürüttüklerini söyledi.

Toplanan kapakları bir hurdacıya satacaklarını belirten Beyazer, ‘Buradan elde edilecek gelirle ihtiyaç sahipleri için tekerlekli sandalye alacağız. Bunun yanı sıra derneğimiz üyelerine toplu konut yapılması için imza kampanyası başlattık. Bu imzalar da TOKİ’ye gönderilecek. Derneğimizin toplam bin 490 üyesi bulunmaktadır. Üyelerimize hem ev hem de tekerlekli sandalye alımı yapabilmek için mücadele ediyoruz’ dedi.

Tekerlekli sandalyelerine kavuşan engelliler ise bayram öncesi yapılan dağıtımın kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

Bayram Öncesi, engelli ve ailelerini sevindirmek amacıyla yapılan giyim yardımı engelli vatandaşları ve ailelerini sevindirdi.
Bayram Öncesi, engelli ve ailelerini sevindirmek amacıyla yapılan giyim yardımı engelli vatandaşları ve ailelerini sevindirdi. Yaklaşık 200 ihtiyaç sahibi engelli vatandaşa giyim yardımı yapan Damla Öz gereksinimliler derneği bu tür yardımların engelli vatandaşlara büyük bir pozitif destek olduğunu belirtiler.Yardım ile ilgili olarak açıklama yapan Damla Öz gereksinimliler Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Efe Akdoğan; “ Damla Özgereksinimliler derneği olarak 4. yılımızda engelli kardeşlerimize yardım etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Daha önceki dönemlerde de engelli kardeşlerimize birçok yardımda bulunduk. Bayram Öncesi engelli kardeşlerime giyim yardımı yapıyoruz. Özellikle ilçe engelli kardeşlerimizin sorunlarını çözme noktasında birçok çalışmamız oldu. İnşallah bu çalışmalarımız devam edecektir.”dedi.Yardım alan engelli vatandaşlar ise; Derneğimiz bize her konuda yardımcı olmaktadır. Bayram öncesi bizleri ve çocuklarımızı böyle sevindirdiklerinden dolayı kendilerinden Allah Razı olsun” dediler.(uRFAha)

Dünyanın en büyük “azınlığı” olarak tanımlayabileceğimiz engelliler, henüz taslak aşamasında olan Engelli Yasası’nda şu şekilde tanımlanmaktadır: “Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık, destek hizmetleri ve yapılarda, açık alanlarda özel fiziki düzenlemelere ihtiyaç duyan kişiye engelli denir”
Engellileri 5 ana kategoriye ayırabiliriz:

- Bedensel Engelliler
- Zihinsel Engelliler
- Görme Engelliler
- İşitme Engelliler
- Süreğen Hastalıkları Olan Engelliler
Görüldüğü üzere sabit bir “engelli portresi” üzerinden “sorunlar ve çözümleri” başlığıyla bir sistem geliştirmek çok zor ve bir o kadar da anlamsızdır.

TÜRKİYE’DEKİ BEDENSEL ENGELLİLERİN SAYISI, BİRÇOK ÜLKENİN TOPLAM NÜFÛSUNDAN FAZLADIR

Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkedeki engelli sayısı ile ilgili bir istatistik yapma gereğini ne yazık ki henüz duymamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre en gelişmiş ülkelerde engellilerin toplam nüfusa oranı %8’dir. Bu oran gelişmişlikle ters orantılı olarak artar. Buna göre ülkemizdeki engellilerin toplam nüfusa oranı %12’dir, yani 10 milyonun üzerindedir.

Görüldüğü üzere, ülkemizdeki engellilerin sayısı, Avrupa’nın ve dünyanın birçok ülkesinin toplam nüfûsundan daha fazladır.

Ancak bu kadar yüksek bir engelli nüfusunu, toplumun fark edip etmediği sorusu, ne yazık ki, olumsuz olarak cevaplandırılmaktadır. Gerek engellilerin kendilerini topluma yeterince fark ettirememeleri ve gerekse devlet mekânizmalarının, yani merkezî ve yerel yönetimlerin ve özel sektörün engelli topluluğuna duyarsız olması, ortada bir “fark etme – fark edilme” sorunu olduğunu göstermektedir.

Ülkemizdeki bu sorun, dünyanın diğer ülkelerinde de yaşanmaktadır. “Fark etme” sorununun aşılabilmesine yönelik olarak, Avrupa Birliği ( AB ) tarafından 2003 yılının “Engelliler Yılı” olarak kabul edilmiş olması, bunun önemli bir göstergesidir.

Öte yandan 13 – 15 Haziran 2003 tarihlerinde, İstanbul’da gerçekleştirilen “Engelliler Sempozyumu ’2003” toplantısında stand çalışması yapılarak engelsiz, engelli ve engelli yakını olan kişilerin, engellinin tüketici hakları kavramına ilişkin düşünceleri ve yaklaşımlarının tespit edilmesine çalışılmıştır.

ENGELLİLERİN SORUNLARINA EĞİLMEKTEN BİZİ ENGELLEYEN NEDİR?

Engellinin toplum yaşamında yerini alması, onun topluma kazandırılması ile mümkün olup bunun için de engellinin fark edilmiş olması gereklidir. Oysa ki, en başta ulaşım olmak üzere binaların ve yolların mimarî yapısı, kamu alanlarının düzenleme biçimi, çevre koşulları, sağlık, istihdam, eğitim gibi nedenlerle engellinin fark edilme sürecinde, olması gereken noktada bulunmamaktayız.

Öte yandan bir engellinin kendine dair “var olma içgüdüsü” de, onun toplumla yapmış olduğu maddî – manevî iletişimi ve alışverişiyle koşuttur. Buradaki yoğunluk, engellinin toplumla entegrasyonunu da belirlemektedir.

Sonuç olarak, bir taraftan engellinin toplumla entegrasyonunu arttırmak, öte yandan bu entegrasyonu sağlayacak ulaşım, sağlık, mimari düzenleme, eğitim gibi konularda engelliye yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Bu bilgilerden yola çıkarak “engellilerin sağlık sorunları ve çözüm yolları” konusunda bir genellemeye gidilemeyeceği, ancak, bazı ortak paydaların çıkarılabileceği düşüncesindeyiz.

Engelli kişilerin – genelde – sürekli kullanmak zorunda oldukları ilaç ya da sarf malzemeleri vardır. Sosyal güvencesi olan vatandaşların bu ihtiyaçları devlet tarafından “aylık” periyotlar halinde karşılanır. Yani engelli vatandaş ömrü boyunca her ay hastane kapılarında “sürünmek” durumundadır.

Bu “gâvur eziyeti” – bu tür sürekli kullanılan malzemelerin – 3 – 6 aylık olarak verilmesi ile giderilebilir. Engelli kişilerin, engelliliğe sebep olan rahatsızlıklarını en aza indirmek ve mümkün olduğunca bağımsız yaşayabilmelerini sağlamak için kullandıkları ürünler vardır (tekerlekli sandalye, yürüme cihazları, protezler, işitme cihazları…). Görünürde, ülkemizde hizmet veren sosyal güvenlik kurumları bu ürünleri temin eder. Ancak bu sadece görünürde böyledir. Çünkü, gelişen teknolojiyle beraber yenilenen ve maalesef pahalanan bu ürünler için kurumlar ödeme yapmamaktadır. Daha doğrusu “tekerlekli sandalye: 150 milyon; yürüme cihazı: 50 milyon…” gibi bir listeyle, piyasa koşullarının dışında kalmaktadır.

Burada olması gereken, engelli vatandaşların hayatlarını “normalleştirmek”, bağımsızlaştırmak, iş ve sosyal hayata katılmalarını kolaylaştırmak için gerekli ürünün teminidir. Tek kıstas, vatandaşın yaşam kalitesini arttırmak olmalıdır.

Yani ucuza alınan ve 100 yıl öncesinin teknolojisini taşıyan ürünler bu kişilerin ihtiyaçlarını gidermemektedir.

Engelli vatandaşlara hastanelerde öncelik tanınmalıdır. Ömür boyu psikolojik ve bedensel zorluklara katlanmak durumunda olan engellilerin bunu “hak ettiğini” düşünüyoruz. Sağlık personelleri, engelliyle karşılaştıklarında “yine mi sen?” psikolojisiyle değil “uzun süredir tanınan biri” sıcaklığıyla davranmalıdır.

SONUÇ

Ülkemizdeki bedensel engelli insanların, diğer ülkelerdeki kader arkadaşları gibi, hayatın ve sosyal yaşamın her alanında karşılarına çıkan büyük sorunları ve bu noktada birçok sıkıntıları vardır. Toplum bireyleri olarak, insan olarak, hele hele müslüman olarak bunları görmezlikten gelemeyiz. Allâh ve Resûlü’ne iman etmiş olan her bir erkek ve her bir kadın, bu insanlarla toplumsal dayanışma içinde olmalı, onların da toplumsal yapı içinde varlığını sürdüren bireyler olduklarını bilmeli, bu bilinci kazanmalıdır.

Sadece 24 saat için gözlerinizin görmediğini, bir haftalığına ellerinizin tutmadığını veya bir ay için yürüyemediğinizi düşünün. Oysa ki bu insanlar bu eksikliği ömürleri boyunca hissediyorlar, yaşıyorlar.

Makale yazarken kaleme aldığım en güzel cümle genelde yazılarımın en son cümlesi oluyor ama bu makaleyi nasıl bitireceğimi bilemiyorum. Bu yüzden, yazının bitiş cümlesini yazmayı siz sevgili okuyuculara bırakıyorum. Yazının son cümlesini siz yazınız.