"ÇENGELLİ İĞNE.." ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

ne kadardı adım
ve kaç harf kalınlığı vardı kutsal kitabında
ellerimde doğan acıların
göz kapaklarında saklı yaşım küfrediyordu
ne vakit tanrı yedi dilini
iffetsel söylemlerin cuma vaazlarında
tekbir sesiyle yankılanıyordun

ahh sen ne zalimsin
ki
dua diyorsun
/aşk demiyorsun/

yırtılıyordu göğüs kafesin
içinden çıkacak her hece
yalnızlığa mahkum bu gece
uzaklara bakma
yangın yerin aydınlatıyor karanlığımı
vedalar kıvılcımı saçılmış
birinden kaçsan
diğeri yakacak
bana bakma
içimden geçen hüzün savruluyor

ahh sen ne zalimsin
ki
hüzün diyorsun
/aşk demiyorsun/

bir şeylere üşenmenin sabrı gibiydin
henüz daha aşık olmamış
ve aşk sana ağlamamış
yola çıkmış telaşlı bir sözdün
sözün geçtiği mor salkımlı kalbim
rüzgarınla sarılıyordu damarlarına
ekim sessizliği devralmıştı eylül’ü
bir de benden kalan enkazı
çok sürmedi morluğu suskunun
acı ile gelen sebebim
sebepsiz elveda diline küstü

ahh sen ne zalimsin
ki
elveda diyorsun
/aşk demiyorsun/

bütün demediklerini
çengelli iğne ile birleştiriyorum
dediğim yerden kurtulmasın diye
dudaklarım
kendi çizdiği kederi koyulaştırmış
teninde ölü bulut rengi dağılmış
bir kez öpsem
hayat bilgisi kitaplarında
gökkuşağı tanımı yeniden yazılacak

ahh sen ne zalimsin
ki
öp diyorsun
/aşk demiyorsun/


ÇENGELLİ İĞNE..


Bir çengelli iğneyle tutturdum düşlerimi yaşama..
Ucuna bir mavi bocuk astım,
Nazar değmesin diye..
Yeşil yaprak ekledim birde.
Muratmış yeşil.
Muradım olsun diye..
Ya iğne açılırsa????